Dijitaladam COP31'de Antalya'da
Sıfır atık ve iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturmak için geliştirdiğimiz sanal gerçeklik çözümleriyle yerel yönetimlerimizin eğitim…
İklim değişikliğiyle mücadele, uluslararası iş birliklerinden kentlerin günlük yaşamına, kamu hizmetlerinden çocukların eğitimine uzanan ortak bir sorumluluk alanı. Daha sürdürülebilir bir gelecek için geliştirilen politikaların toplumda karşılık bulmasında; yerel yönetimlerin çalışmaları, eğitim kurumlarının katkıları ve teknolojinin sunduğu olanaklar birbirini tamamlıyor. Dijitaladam olarak biz de yazılım geliştirme ve sanal gerçeklik alanındaki deneyimimizi bu ortak sorumluluğun bir parçası olarak değerlendiriyor; çevre bilincini güçlendiren, öğrenmeye katılımı artırmayı hedefleyen ve yerel yönetimlerin vatandaşlarla kurduğu iletişimi destekleyen çözümler üretiyoruz.
Bu anlayışla, 9–11 Kasım 2026 tarihlerinde COP31 kapsamında Antalya’da bulunacağız. Ziyaretimiz boyunca iklim gündemindeki gelişmeleri yerinde takip etmeyi, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaları incelemeyi ve birlikte çalıştığımız yerel yönetimler ile paydaşlarımızı ziyaret etmeyi amaçlıyoruz. Hazırlık süreçlerine katkıda bulunduğumuz kurumlarla aynı heyecanı paylaşmak, çalışmalarını yakından görmek ve gelecekte geliştirebileceğimiz projeleri değerlendirmek bizim için ayrı bir değer taşıyor.
Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı — COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemli buluşmalarından biri olacak. Konferans; sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğinin etkilerine uyum, iklim finansmanı ve adil dönüşüm gibi konuların ele alınacağı müzakerelerin yanında, şehirlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun geliştirdiği çözümlerin paylaşılmasına da alan açacak. Bu yönüyle Antalya, küresel hedeflerin uygulanabilir projelerle buluştuğu önemli bir merkez hâline gelecek.
COP31’in açıklanan tematik programı, Dijitaladam olarak üzerinde çalıştığımız alanlarla doğrudan kesişiyor. Programda 11 Kasım “Sıfır Atık”, 12 Kasım “Dayanıklı Şehirler ve Yapılı Çevre”, 14 Kasım ise “Çocuklar, Gençlik, Eğitim ve Beceriler” başlıklarına ayrılıyor. Kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir atık sistemleri, yerel yönetimler ve iklim okuryazarlığının aynı konferansın gündeminde yer alması, çevre çalışmalarının eğitim ve teknolojiyle birlikte ele alınmasının önemini ortaya koyuyor. Biz de geliştirdiğimiz çözümleri bu bütünlük içinde değerlendiriyoruz.
Yerel yönetimler, çevre politikalarının gündelik hayatta karşılık bulmasını sağlayan en önemli aktörler arasında yer alıyor. Atıkların kaynağında ayrıştırılması, doğal kaynakların korunması, suyun verimli kullanılması ve çevresel sorumluluğun yaygınlaşması; belediyelerin sunduğu hizmetlerle vatandaşların alışkanlıklarının birbirini desteklemesini gerektiriyor. Okullarda yürütülen eğitimler, bilim merkezlerindeki uygulamalar ve kent meydanlarında düzenlenen farkındalık etkinlikleri bu ilişkinin kurulmasında değerli bir rol üstleniyor.
Dijitaladam olarak yerel yönetimlerimizin bu çalışmalarına sanal gerçeklik teknolojileriyle de katkı sunmaya devam ediyoruz. Sıfır atık, geri dönüşüm ve iklim değişikliği gibi konuları etkileşimli senaryolara dönüştürerek, katılımcıların öğrenme sürecinde görev üstlenebileceği deneyimler geliştiriyoruz. Amacımız, çevreyle ilgili kavramları anlaşılır hale getirmek ve bireyin kendi tercihleriyle yaşadığı çevre arasındaki ilişkiyi fark etmesine yardımcı olmak.
Sanal gerçeklik, bu amaç doğrultusunda güçlü bir anlatım ve uygulama alanı sunuyor. Kullanıcı, dijital bir ortamda çevresini inceleyebiliyor, karşısına çıkan görevleri yerine getirebiliyor ve senaryonun ilerleyişine katılabiliyor. Atık ayrıştırma uygulamasında hangi atığın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini düşünmek, çevre temalı bir görevde doğru seçeneği bulmaya çalışmak ya da bir alanın korunmasına yönelik sorumluluk üstlenmek, anlatılan konuyla daha doğrudan bir ilişki kurulmasına yardımcı olabiliyor. Bizim için deneyimin değeri, kullanıcının gözlüğü çıkardıktan sonra günlük yaşamına taşıyabileceği sorularda ve farkındalıkta bulunuyor.
Bu nedenle sıfır atık yaklaşımını, kaynakların nasıl kullanıldığını ve tüketim alışkanlıklarımızın çevreye etkisini birlikte düşünmeye davet eden bir eğitim konusu olarak ele alıyoruz. Atık oluşumunu azaltmak, yeniden kullanım olanaklarını değerlendirmek ve doğru ayrıştırma alışkanlığı kazanmak, aynı sorumluluk zincirinin parçalarını oluşturuyor. Geliştirdiğimiz deneyimlerin, yerel yönetimlerin bu konulardaki anlatımlarını desteklemesini ve katılımcıları kendi yaşamları üzerine düşünmeye yönlendirmesini önemsiyoruz.
Çalışmalarımızın en değerli boyutlarından biri de çocukların erken yaşlardan itibaren çevre bilinciyle tanışmasına katkı sunmak. Yerel yönetimlerimizin okullarda gerçekleştirdiği eğitimlerle bir araya gelen dijital uygulamalar, öğrencilerin merakını öğrenme sürecine taşıyabilecek bir alan oluşturuyor. Yaş grubuna uygun içerik, anlaşılır görevler ve eğitimci rehberliğiyle planlanan deneyimlerin; öğrencilerin soru sormasını, karar vermesini ve öğrendiklerini sınıf içinde tartışmasını desteklemesini hedefliyoruz.
Eğitim yaklaşımımızda teknoloji ile öğretmenin rehberliğini birlikte düşünüyoruz. Sanal ortamda gerçekleştirilen bir görevin ardından sınıfta yapılacak kısa bir değerlendirme, deneyim ile gerçek yaşam arasındaki bağlantıyı güçlendirebilir. Öğrencinin okulundaki atık kutularını fark etmesi, evinde yeniden kullanılabilecek bir malzemeyi değerlendirmesi veya ailesiyle su tasarrufu üzerine konuşması, eğitim çalışmasının günlük hayata uzanan örnekleri olabilir. Çözümlerimizi geliştirirken ulaşmak istediğimiz değer de bu bağlantının kurulmasına katkı sağlamak.
Balıkesir’de Değirmen Boğazı’ndan ilham alınarak geliştirilen sanal gerçeklik atık ayrıştırma projemiz, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Kullanıcıların avatarlarıyla aynı dijital ortamda buluşabildiği, sesli iletişim kurabildiği ve görevleri tamamlayabildiği proje, tanıdık bir doğal çevreyi öğrenme deneyiminin parçası haline getirdi. Uygulamanın 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü kapsamında seçilen okullarda çocuklarla buluşturulmasına katkı sunmak, geliştirdiğimiz teknolojinin eğitim ortamına taşınması açısından bizim için anlamlı bir deneyim oldu.
Fethiye Belediyesi ve İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü iş birliğiyle, İklim Değişikliği ile Mücadele Haftası kapsamında Beşkaza Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikler de farklı yaş gruplarına ulaşabildiğimiz çalışmalardan biriydi. 200’ü aşkın çocuk, genç ve yetişkin, geliştirdiğimiz VR simülasyonları aracılığıyla iklim değişikliği, sıfır atık ve çevresel sorumluluk temalarıyla buluştu. Okulların yanında kamusal alanlarda da kullanılabilen bu deneyimler, yerel yönetimlerin çevre eğitimini toplumun farklı kesimlerine ulaştırma çalışmalarına nasıl katkı sunabileceğimizi gösteren değerli bir uygulama alanı oluşturdu.
Trabzon Özdemir Bayraktar Bilim Merkezi için hayata geçirdiğimiz VR Sıfır Atık projesi de çevre farkındalığı ile etkileşimli teknolojileri buluşturduğumuz çalışmalarımız arasında yer alıyor. Analiz, tasarım, yazılım geliştirme ve teknik destek süreçlerini üstlendiğimiz bu tür projelerde, kurumların eğitim hedeflerini kullanılabilir bir dijital deneyime dönüştürmeye odaklanıyoruz. Farklı kurumlarla yürüttüğümüz çalışmalar, yeni projelerimizde içerik, kullanım ortamı ve katılımcı ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmemiz için önemli bir birikim oluşturuyor.
COP31 hazırlıkları kapsamında paydaşlarımıza sunduğumuz desteği de bu deneyimin devamı olarak görüyoruz. Birlikte çalıştığımız kurumların çevre ve sürdürülebilirlik konusundaki hedeflerini, geliştirdiğimiz çözümlerin sunduğu anlatım ve etkileşim olanaklarıyla desteklemekten mutluluk duyuyoruz. Yerel yönetimlerimizin kendi şehirlerinde yürüttüğü çalışmaların daha geniş çevrelerle paylaşılmasına katkı sunmak, kurumlar arasında deneyim alışverişini güçlendirmek ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamak, bu süreçte önem verdiğimiz amaçlar arasında bulunuyor.
Eğitimin COP31 gündemindeki yeri de bu yaklaşımımızı destekleyen önemli bir çerçeve sunuyor. UNESCO, 14 Kasım’daki eğitim temalı gün kapsamında COP31 Başkanlığı ve Türkiye Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte, eğitimin iklim eylemindeki rolünü öne çıkaracağını duyurdu. Öğrencilerin iklim değişikliği karşısında bilgi, beceri ve değerlerle donatılmasına yönelik bu yaklaşımı, yerelde yürütülen eğitim çalışmalarının küresel gündemle kurduğu güçlü bir bağ olarak değerlendiriyoruz.
Antalya ziyaretimiz sırasında, paydaşlarımızla bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaları değerlendirmeyi ve önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarını doğrudan dinlemeyi hedefliyoruz. Farklı kurumların çevre eğitimine nasıl yaklaştığını görmek, yeni uygulamaları incelemek ve uluslararası deneyimlerden yararlanmak da ziyaretimizin önemli amaçları arasında. Bu buluşmadan edineceğimiz birikimi; daha anlaşılır içerikler, daha kullanışlı uygulamalar ve yerel ihtiyaçlara daha güçlü karşılık veren çözümler geliştirmek için değerlendirmek istiyoruz.
Bizim için COP31’in değeri, konferans süresince kurulacak temasların gelecekteki çalışmalara katkısında da yatıyor. Antalya’da paylaşılacak bir deneyimin bir belediyenin eğitim programına ilham vermesi, yeni bir iş birliğinin öğrencileri çevre konularıyla buluşturması ve geliştirilecek bir uygulamanın daha fazla kişiye ulaşması, bu sürecin kalıcı kazanımları olabilir.
Dijitaladam olarak çevre bilincini önemseyen, çocukların yeni nesil öğrenme deneyimleriyle buluşması için çalışan ve sürdürülebilir şehirler hedefiyle sorumluluk alan tüm yerel yönetimlerimizle birlikte üretmekten gurur duyuyoruz. Bize güvenen paydaşlarımıza, projeleri sahaya taşıyan kurum ekiplerine ve eğitim çalışmalarını öğrencilerle buluşturan öğretmenlere teşekkür ediyoruz.
9–11 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da, paydaşlarımızın yanında olacağız. Birlikte geliştirdiğimiz çalışmaları değerlendirmek, yeni fikirleri konuşmak ve çevre eğitiminde teknolojinin sağlayabileceği katkıları büyütmek için bu önemli buluşmayı heyecanla bekliyoruz.